Arkadaşlar, bakın ne dedi araştırmacılar… Her gün çayımıza kahvemize atıp da “şekersiz içiyorum” diye övündüğümüz o küçük beyaz haplar, tozlar, damlalar var ya… Meğer onlar öyle masum değilmiş. Yani anlatılanlara göre tam bir canavar desek yeridir belkide. Current Atherosclerosis Reports dergisi gibi saygın bi yayında yayımlanmış bir inceleme var, bu işin perde arkasını aralıyo. 21 tane kontrollü çalışma yapılmış yetişkinler üzerinde, veriler teker teker didiklenmiş. Sonuç mu? Ortaya çıkan tablo hiç iç açıcı değil doğrusu…
Bilim insanları diyorki, yapay tatlandırıcılar kısa vadede bile kan şekeri kontrolü üzerinde bazı olumsuz değişikliklere yol açıyo. Yani neymiş? O tatlı tadı alan dilimiz “şeker geliyor” diye vücuda sinyal gönderiyor, ama gelen şey şeker değil. Vücut bu duruma bi anlam veremiyor, insülin salgılıyor falan derken sistem bozuluyor, işte öyle bi karmaşa yani. Kısa vadede bu değişiklikler olumsuz dedik ama…
Uzun vadeli gözlemlere gelince işte asıl can alıcı nokta orada. Araştırmacılar yıllar boyunca insanları izlemiş. Tatlandırıcı tüketen kişilerde ne mi görülmüş, Tip 2 diyabet ve kalp hastalıkları daha sık ortaya çıkmış. Yani düzenli olarak tatlandırıcı kullananların şeker hastası olma riski artıyo, kalp krizi geçirme ihtimali yükseliyo. Ama durun hemen paniklemeyin, uzmanlar hemen şunu söylüyo: “Bu durum tatlandırıcıların doğrudan hastalığa yol açtığını kanıtlamaz.” Yani direkt olarak “tatlandırıcı içtin, hastalandın” diyemiyoruz. Ama göz ardı da edilecek bişey değil…
İşin bi de bağırsak boyutu var ki asıl çarpıcı olan o. Bilim insanlarının üzerinde durduğu bir teori var. Yapay tatlandırıcılar bağırsak mikrobiyomunu etkiyebiliyor. Yani bağırsaklarımızdaki o iyi huylu bakterilerin dengesini bozuyor. Bu değişimde vücudun insülini kullanma biçimini değiştirebiliyo. Düşünsenize, bağırsaktaki o küçük canlıların dengesi bozulunca, vücudumuz şekeri işleme mekanizmasında sorun yaşıyo. Ne kadar ilginç değilmi? Bu konuda kardiyolog Dr. Cheng-Han Chen ve beslenme uzmanı Keri Gans gibi önemli isimler daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu söylüyo. Yani tam olarak mekanizma anlaşılmış değil, bilim adamları şimdilik tahmin yürütüyo.
Şimdi soruyorum size, akşam çayın yanında o iki küçük tableti atarken aklınıza geliyormuydu bütün bunlar? Neyse, uzmanlar “hemen bırakın” demiyor ama “dikkatli olun” diyo. Yani bir gecede tüm tatlandırıcıları çöpe atmanıza gerek yok. Ama şöyle bi gerçek var, yüksek miktarda şeker tüketen bireyler için tatlandırıcılar, şeker kullanımını azaltma sürecinde kademeli bir geçiş seçeneği olarakta değerlendirilebilir. Yani anliyacağınız, “şekerden vazgeçemiyorum” diyenler için bi ara durak olabilir tatlandırıcılar. Ama uzun vadede onlardan da kurtulmak lazım.
İşin özü şu, ne şekere fazla yüklenin ne tatlandırıcılara… Herşeyin fazlası zarar dedikleri gibi… Orta yolu bulmak lazım. Bakalım bu konuda yeni araştırmalar ne gösterecek? Araştırmacılar daha derine indikçe belkide çok farklı şeyler ortaya çıkacak. Belki şu an bilmediğimiz bir mekanizmayla vücudumuza nasıl etki ettikleri anlaşılacak. Ama şimdilik, çayınıza şeker atarken yada tatlandırıcı atarken bi kez daha düşünün derim…
Kaynak: Orijinal Haber