Kilo Vermek Tip 2 Diyabet Riskini Her Zaman Düşürmüyor!

28.07.2026 - 15:40
YAYINLANMA
4 DK
OKUNMA SÜRESİ
Google News

Almanya’dan bilim dünyasını sarsacak bir araştırma geldi. Uzun yıllardır “kilo ver, diyabetten kurtul” diye biliyorduk ama işler o kadar basit değilmiş arkadaşlar. Alman Diyabet Araştırma Merkezi, Tübingen Üniverstesi Hastanesi ve Helmholtz Münih’in birlikte yürüttüğü çalışmaya göre, tip 2 diyabet riski yüksek olan bazı kişilerde kilo vermenin hiçbir faydası olmuyor. Hatta kilo verseler bile, kan şekerleri yükselmeye devam ediyor. İnanılır gibi değil ama gerçek bu.

Şimdi anlatıyorum bakın. Bilim insanları, tip 2 diyabet riski yüksek olan bir grup insanı iki yıl boyunca sağlıklı beslenme ve yaşam tarzı programına sokmuşlar. Adamlar sıkı bir diyet ve egzersiz yapmışlar, epey de ter dökmüşler. Kilo vermişler mi? Evet, vermişler. Ama işin can alıcı kısmı burda başlıyor. Bu kişiler daha sonra tam 9 yıl boyunca takip edilmiş. 9 yıl! Uzun süreli bir çalışma yani.

Araştırmanın sonuçları bilimsel dergi Diabetes’te yayınlandı. Sonuçlar öyle çarpıcıki, ben bile şaşırdım doğrusu. Özellikle 5’inci risk grubundaki kişiler… Bunlar ortalama yüzde 8 gibi ciddi bir oranda kilo vermişler. Yani “kalıcı kilo verme” denebilecek bir başarı yakalamışlar. Ama ne fayda? İnsülin üretimleri azalmış. Tip 2 diyabet geliştirme riskleri hala yüksek kalmış. Yani kilo versen de, o risk gitmiyor.

Peki neden böyle oluyor? Bilim insanları bu durumun en önemli nedenlerinden birinin insülin direnci ve yağlı karaciğer hastalığı olduğunu düşünüyor. Yani karaciğerde biriken yağlar, pankreası olumsuz etkiliyor. Pankreas insülin üretemeyince, kan şekeri yükseliyor. Ve bu kişiler diyet yapıp kilo verseler bile, vücutlarındaki bu yağ birikimi devam ediyor olabilir. Yani karaciğer yağlanması, bu işin kilit noktası gibi duruyor.

Araştırmanın bir diğer çarpıcı sonucu da bu. Sadece tip 2 diyabet değil, kalp ve damar hastalıkları riski de bu kişilerde yüksek çıkmış. Yani kilo vermek, herşeyi çözmüyor. Vücuttaki metabolik sorunlar daha karmaşık. Mesela yağlı karaciğer, hem insülin direncini artırıyor hem de kalbi tehdit ediyor. Bu yüzden sadece tartıda düşen kiloya bakmamak lazım.

Şimdi araştırmacılar ne diyor? Diyorlar ki bu bulgular doğrulanırsa, diyabetten korunma programlarının kişiye özel planlanması gerekecek. Yani herkese aynı diyeti, aynı egzersizi önermek doğru değil. Kimi insan için kilo vermek yeterli olabilir, ama bir başkası için aynı şey geçerli değil. Hatta belki de bazı kişilerin ilaç tedavisine daha erken başlaması gerekebilir. Çünkü sadece yaşam tarzı değişikliği, onlar için kurtarıcı olmuyor.

İşte bu yüzden, “Her diyabet hastası kilo verirse iyileşir” gibi genel geçer bir kural aslında yanlışmış. Bilim bunu kanıtlıyor. 5’inci risk grubundaki kişiler %8 kilo vermişti, hatırlatıyorum. Ama insülin üretimleri azaldı, riskleri yüksek kaldı. Yani vücutlarındaki sorun, kilo vermekle çözülmüyor. Karaciğer yağlanması gibi başka faktörler devreye giriyor.

Bakın, bu araştırma Tip 2 diyabet riski taşıyan herkes için bir uyarı aslında. Kilo vermeye çalışırken, sadece kiloya odaklanmamak lazım. Kan şekerini, insülin direncini ve karaciğer sağlığını da takip etmek gerekiyor. Belki de bir doktora danışarak, kişiye özel bir plan yapmak en doğrusu. Çünkü herkesin vücudu farklı çalışıyor.

Son olarak araştırmacılar, bu bulguların doğrulanması halinde diyabetten korunma programlarının yeniden şekilleneceğini söylüyor. Yani belki de gelecekte, risk grubundaki herkese aynı diyet listesi verilmeyecek. Kimine ilaç, kimine farklı bir beslenme, kimine de egzersiz önerilecek. İşte böyle arkadaşlar… Bakalım bu bulgular ne zaman uygulamaya geçecek?

Kaynak: Orijinal Haber

Arzu Develi
Yazar hakkında bilgi bulunmamaktadır.
Tüm Yazıları Görüntüle →
1

Yorum Yap